bir FURKAN masalı

“Masalların çoğu zaman rüya tadında gerçekler olduğunu düşünürdüm; tıpkı Furkan’ın hayatı gibi…”                                                                                                                            
                                                                                               A.Serra OKUTAN
BİR FURKAN MASALI
Hadi bir masal yazalım hep birlikte.
Bizim diyelim, sahiplenelim…
Günler 20 Ekim’i göstersin ve 1991 yılını nişan alsın tüm takvim yaprakları…
Bir masal yazalım ki sonunu efsaneye bağlayıp her şeyin başlangıcına oturtalım.
 
Bir masal yazalım şimdiye kadar tahayyül dahi edilememiş olsun böylesi. Gözler şaşkına dönsün, kulaklar uğuldasın gürültüsüyle.  Masalımızın adı destan olsun her harfini altından sayfalara nakış nakış işleyeceğimiz… Bir masal ki güneşi anımsatsın sıcaklığıyla, kıpır kıpır etsin yürekleri coşkusuyla, sevginin en içtenini yaşatsın şahit olanlara.
 
Bir masal yazalım kahramanını kendimiz seçerek. Yüreği tertemiz olsun, ışıl ışıl parıldasın yüzü; nuru Ashab-ı Kiram’ı hatırlatsın onu gören gözlere. Öyle bir Kahraman seçelim ki gülen gözleri güldürsün tebessüme kapanan çehremizi, kararmaya yüz tutmuş kalpleri titretsin simasındaki masumiyet. Bir kahramanı olsun masalımızın efsaneye yakışır gibi ve bir ismi olsun adını Kuran’dan, cesareti Hz. Hamza’dan alan. Bir kahramanımız olsun masalı yazdıkça bereketlendiren ve bizi yüreklendiren…
 
Geçmişle bağı kopartıp dizginleri elimize almakla başlayalım yazmaya. İsmini verdik kahramanımıza nasılsa. Bir Mushaf gibi berrak ve bir Mushaf gibi ak. Bir Furkan olsun hak ile batılı ayrı tutan, bir efsane olsun bu mizacıyla tarih yazan.
 
Bir Furkan masalı yazalım zaten şahit olduğumuz, bir Furkan masalı yazalım okuduklarımızın özeti olacak, bir Furkan masalı yazalım; onu idrak ederken gerçeğe hapsolsun bedenler…
 
Bir varmış, hep var olacakmış…
 
Yaşantısına sahabeyi örnek alan bir çocuk varmış.
Annesinin gözünde hala bir bebek, babası için bir arkadaş, kardeşleri için can parçasıymış.
Mert, yiğit ve duygusal; şefkatli, onurlu ve fedakârmış…
Gülen gözleri arada buğulanır, sus pus olurmuş derinlere dalarak.
Yapmak istediklerini tahayyül edemezmiş en yakınları dahi.
Gösterişsiz, sade ve tevazu sahibi bir akarsuymuş sanki.
Hiçbir bulanıklığa yer vermezmiş hali.
Net ve berrak olan düşüncelerini şekillendirir; onlara mana kazandırırmış adeta kendi ruhundan bir şeyler katarak.
 
Elbet hataları da olurmuş, münezzeh değilmiş onlardan; ama bu zamanda örnek denebilecek bir hayatın ve akabindeki Rıza-ı Hakkın peşindeymiş delikanlı çocuk.
Gençliğin hevesinde geçirmemiş ömrünü. Zevkleri varmış onun da hepimiz gibi, dünyadan tat almayı da bilirmiş; ama abartıya kaçmaz, tadında bırakırmış.
 
Cömertlik hususunda Hz. Ebubekir’i örnek alırmış kendine. Dünyevi metaya kul olmak onun hayatında yeri olmayacak bir tavırmış. Kimilerinin abartılı olarak algıladığı yaşam tarzını o kendine prensip edinir, kimseyle bunun polemiğine dahi girmeden yüreğine yeten huzurla yaşarmış.
 
Öyle cesur, öyle dirayetliymiş ki; tehditlere, silahların gölgesine ve İsrail’in varlığına rağmen, 2010’un Mayıs’ında çıkmış kutsal yolculuğuna; onu kendine vazife bilerek. İçinde şehadetin özlemi ile adım attığı gemide hak ettiği gibi sevilmiş onu tanıyabilen tüm yüreklerce. Her daim gülen yüzüne nur inmiş sanki meleklerin arkadaşlık ettiği yolculuk boyunca. Gözlerinin ifadesi o kadar netmiş ki; cenneti gözler olmuş ona bakanlar.
 
Daha 18 yaşında, pırıl pırıl bir gençmiş Furkan. 19 yaşını doldurmasına 5 ay kala, dilinde Allah, kalbinde Allah, zihninde Allah var iken kavuşmuş çokça zikrettiği Rabbine… Yine gülerek, yine bir masum tebessüm Mus’ab bin Umeyr’e benzeyen parlak yüzünde…
 
Furkan henüz 18’inde, beş nişan ile ulaşmış kutlu vuslatına. Gözleriyle canlı yayınını izlettiği Cennet’e kanat açarken masalını noktalamış en anlamlı nihayetle…
 
Ve biz onun vasıtasıyla öğrenmişiz ki; hayatının masalını en iyi şekilde yazan, o masalı yazarken dünyada yeniden, efsane olarak dirilir…
 
Ve biz onlarla öğrenmişiz ki; şehidlerin masalı aslında en başından beri efsanedir…
 

 

“Kıymetli efsaneni yazmaya başladığın gün olan doğum günün kutlu olsun can çocuk, can kardeş, can parçası…”

 

A.Serra OKUTAN
18.10.2011

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: